|
Sanatın bir su yolunun
olduğunu anlamayan toplumların, felsefelerin, kurumların
ve iktidarların; bir gün onun tuzağına düşeceğini
unutmamalıdırlar. Onun gündelik/araçsal cazibesi
iktidarları büyülese de, onu amaçları için kullanma
biçimleri onların yokoluşlarına katkıda bulunabiliyor.
Reklamın, tanıtımın propagandanın daha ayrışmadığı geçen
yüzyılın başında yaşamış olan Bernhard’ yaşam tarihinde
bunu görmek mümkündür. Nazi Almanya’sının görsel
propaganda dili olan gotik tasarımların yaratıcısı olan
Lucian Bernhard’ın yahudi olduğunun öğrenilmesinden
sonra bundan yavaş yavaş vazgeçmeye çalışması yukarıda
söylenenlere örnek verilebilir.
Yirminci yüz yılın
başlarında hızla gelişen endüstrinin dili olan reklam
birçok olanakları ve ilkleri de içinde barındırmıştır.
Almanya’da “reklameplakat” reklam afişi kavramını
yaratarak, afiş sanatı tarihinde önemli bir yer
edinmiştir. Bosch, Kaffe HAG ve Pelikan gibi büyük
kurumsal firmalara yaptığı katkıları bugünde onların
reklam çizgilerinde karşımıza çıkmaktadır. İlk
tasarımlarından biri olan Priester Kibrit’lerine yaptığı
afişlerle sıra dışılığının ilk belirtilerini görmek
mümkündür. Ürünün kendisini tasarımın ana eksenine
oturtan Berhard, bununla reklamın temel amacı olan ürüne
odaklanmayı gerçekleştirmiştir. Döneminin alegorik,
süslü ayrıntılarından vazgeçmesi, markayı ön plana
çıkarması onu başarılı bir sanatçı yapmıştır. Tasarımda
ayrıntıdan kaçınarak mesajı veya markayı
nesnelleştirmesi Alman grafiğinin de temeli olmuştur bir
anlamda. Bernhard’ın afiş anlayışı bir anlamda reklam
grafiğinin de temel mantığını oluşturmaktadır: Afiş
vasıtasıyla markayı en cazip şekilde resmet! Modern afiş
merkezleri olan Fransa, İngiltere ve ABD’deki ilk parlak
dönemin ardından 20. yüzyılın başı ile1. Dünya Savaşı’na
kadar olan sürede Almanya Bernhard sayesinde afiş
dünyasının merkezi haline gelir. Bunda Berlin’in
önemini unutmamak gerekir, Siemens, Borsig, AEG gibi
birçok büyük firmanın merkezi orası idi ve çok hızlı
büyüyen bir şehirdi.
Bernhard ilk çıkışını
Priester Kibrit’leri için yaptığı afişlerle sağlamıştır.
Bunun ardından bir dizi sipariş alan Bernhard; 1904
Ocak’ında çıkan “Zeitschrift für Moderne Reklame”
dergisinin ilk sayısı sanki Bernhard- Özel sayısı
gibiydi ama o henüz 21 yaşındaydı. Çalıştığı firma büyük
markalarla anlaşmalar yapması onun stilinin de
Almanya’da yayılmasına neden oldu. Bernhard stili tüm
Almanya’yı taklit edilse de artık onun ustalığına kimse
ulaşamıyordu.
Günümüzde de çatışması
devam eden sanatsal dil ile nesnel grafik dili
arasındaki çekişme o zamanlarda başlamıştır. Bernhard
kendine özgü, ayrıntılardan arındırılmış tasarımları ve
özgün yazı stili ile reklam grafiğine büyük bir
zenginlik katmıştır. Doğmatik olmayan yaklaşımı
sayesinde onun tasarımları hala güncelliğini
korumaktadır. I. Dünya Savaşı’ına reklam tasarımcısı
olarak orduya alınan Bernhard, orada 3. kolordunun
“Erlere Gönüllü Bağış Kabul Merkezi” ve Brüksel Askeri
Bölge Valiliği için tasarımlar yaptı. 1916 yılında
savaşın temel finans kaynağı olan, imza karşılığı
devlete borç verme isteği azalınca Genelkurmay ve Merkez
Bankası’nın isteği doğrultusunda afişler hazırladı.
Savaşın bitmesiyle ilk defa kadınların oy kullanması
için davet afişleri hazırladı.
1923 yılında New York’a
yerleşen Bernhard; 1926 yılında öksürük şurubu üreticisi
REM için tasarımlar yapmaya başladı. Bunlar arasında New
York metrosu için büyük afişler ve Bilboard’lar
tasarladı.
Hayatı boyunca 40 yazı
çeşidi geliştirmiştir. En verimli olduğu 20’li yıllar
boyunca geliştirdiği fontlar arasında “Bernhard
Schönschrift”, “Bernhard Lucian”, “Bernhard Fashion”,
“Bernhard Gothic”, “Bernhard Tango”, “Bernhard Modern”
gibi yazı çeşitleri sayılabilir. Bu fontlar hala
günümüzde reklam ve kitap tasarımlarında sıkça
kullanılmaktadır. Bunların arasında Bernhard Gotic,
çizgilerinin yumuşaklığı ve tipik keskinliği ile
döneminin ruhunu (1. Dünya Savaşı) yakaladığı için hızla
yaygınlaşmıştır. Bu fontlardaki tipik alman ruhunu savaş
dönemi ve Manoli markası için sık sık kullanmıştır.
Kurumsallaşan bu fontu Nasyonal Sosyalist Völkische
Beobachter –muhtemelen yaratıcısının yahudi olduğunu
bilmeden- yazının resmi etkisini kullandı. Nazi
Almanya’sında gerçek alman sayılan bu yazı tipi büyük
çabalar harcanarak propaganda edildi. Ama 1942 yılında
Avrupa’yı ele geçiren Naziler için büyük bir sorun
ortaya çıktı. İşgal edilen ülkeler romen yazısının Latin
harflerini kullanıyorlardı. Dolayısıyla çoğu matbaada
gotik harfler bulunmuyordu. Bu yazı sorununu aşmak için
Naziler tekrar Romen harflerine geri döndüler ve gotik
harfleri “Yahudi Harfleri” olarak karalayıp yerdiler.
Bugün 200’ün üzerinde
kitap tasarımları olan ve aralarında Tolstoy, Rainer-Maria
Rilke gibi ünlü yazarların kitap tasarımları ile
Bernhard; reklam ve grafik tasarım tarihi açısından bize
bıraktığı dil ile sonsuza kadar yaşayacaktır. |