TÜRKİYE’DEKİ
ESERLERİ
Ankara
Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi 1937-1939
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, 1930’lar Türkiye
mimarlığının modernist ve gelenekselci yaklaşımlarının ve bu
bağlamda Taut’un mimaride yeni bir sentezle „yerel bir
modernizm“ oluşturma girişiminin ürünü olarak
değerlendirilebilir. Mimar, modernle gelenek arasında
kurmaya çalıştığı sürekliliği, mimarlığın çeşitli dönem ve
bölgelerinden etkilerle yorumlamıştır. Binanın plan şeması,
kütle biçimlenmesi ve cephe tasarımında, modernizme, Taut’un
1920’ler öncesi mimarlık anlayışını etkileyen Orta Avrupa
yapı geleneğine, Japon mimarlığına ve Türk yapı geleneğine
göndermeler bulunabilir.
Kentin ana omurgası olan Atatürk Bulvarı boyunca
yerleştirilmiş olan yapı, bodrum üzerine yüksek bir zemin ve
dörder katlı kütlelerin birleşmesinden oluşmuştur. Bunlar,
birbirine kaydırılarak eklenen iki yatay kütle ve uçlarda
konferans salonları gibi büyük mekânlar içeren iki dikey
bloktur. Yapı kütlesinin parçalanmasıyla, bulvar boyunca
uzanan cephenin kütlevi etkisi azaltılmıştır. Ön cephede
giriş yükseltilmiş, merdivenler ve saçakla vurgulanmıştır.
Girişin bulunduğu orta bölüm dışarı taşmaktadır. Üstte ise
Atatürk’ün özdeyişinin harflerinin bulunduğu kısım hafif bir
kavis yaparak yükseltilmiştir. Betonarme iskelet uygulanmış
olan binada malzemede, pencerelerde, kaplamalarda çeşitlilik
görülmektedir. Diğer cepheler işlevselci ve yalın bir
mimarlık biçimlenmesi gösterirken ön cephenin farklı kaplama
ile bilhassa ortaya çıkarılması, Bulvar’ın şerefine yakışır
olması ve Fakülte’nin gençliğin eğitimindeki öneminin
gözönüne alınması şeklinde açıklanabilir.
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, gerek ölçeği, gerekse
mimari özellikleri ve bunları tamamlayan detay
uygulamalarıyla anıtsal bir yapı olarak tasarlanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin batılılaşma ve modernleşme
ideallerini bağladıkları okul yapıları arasında döneminin en
görkemli binasıdır. Böylece, ülkenin eğitime verdiği önemi
simgeleyen yapı, modern yapılaşmasıyla Türkiye’ye örnek
olması hedeflenen başkentin en önemli bulvarı üzerindeki
yerleşimi ile, Ankara’nın tarihi ve toplumsal hafızasındaki
etkin yerini almaktadır.
Ankara Atatürk Lisesi 1937-1940
Ondokuzuncu yüzyıl sonunda eğitime başlayan „Taş Mektep“,
erken Cumhuriyet döneminde Ankara’nın yeni planına göre
konut bölgesi olarak gelişmekte olan Yenişehir (Kızılay)
bölgesinde inşa edilen yeni binasına geçerken Atatürk Lisesi
adını almıştır. Taut’un tasarladığı bu bina, öğrencilerin
dinlenmek ve spor yapmak üzere kullanacağı avluların
çevresini tanımlayacak biçimde şekillenmiştir. Betonarme
iskelet sistemiyle inşa edilmiş olan yapının kütlesi üç
katlı olarak tasarlanmış; sınıflar ve spor salonu gibi
değişik işlevde ve ölçekteki mekanlar asimetrik bir Z
şeklinde biraraya getirilmiştir.
Avluda yapının zemin katı boyunca dolaşan ve doğu köşesinde
yer alan girişle sonlanan revak, hem görsel hem de işlevsel
bir eleman olarak dikkat çekmektedir. Koridorlar boyunca
dizilen dersliklerin güney yönüne cephe vermesi sonucu iç
mekanın aydınlanmasına ve ısınmasına katkı sağlanmakta;
dersliklerde Taut’un Türkiye’deki diğer okul yapılarında da
rastlanan güneş siperli üçlü pencere düzeninin
kullanılmasıyla da günışığının kontrolü mümkün olmaktadır.
Cepheye yatay bir etki veren güneş siperleri işlevsel ve
görsel olarak karakteristik bir diğer elemandır. Dönem
üslubunun tipik biçimsel elemanlarından yuvarlatılmış köşe
kullanımına ise bu yapının konferans salonunda
rastlanmaktadır.
Atatürk Lisesi, erken yirminci yüzyılın yalın çizgilerinin
ve işlevsel mimari anlayışının 1930’lar Türkiye’sindeki
örneklerinden biridir. İlk inşa edildiğinde tek bloktan
oluşan yapıya sonraki yıllarda iki blok daha ilave
edilmiştir. Yapılan bu eklemelerle yapı günümüze kadar özgün
eğitim işlevini sürdürmektedir.
İzmir Cumhuriyet Kız Enstitüsü 1937-1942
Cumhuriyet Kız Enstitüsü’nün açık bir alan tanımlayan birkaç
bloktan oluşması planlanmıştır; ancak inşaat 1942 yılında
yarım kalmış, sadece Vasıf Çınar Bulvarı’na paralel
doğrultuda yerleşmesi düşünülen uzun bloğun bir kısmı inşa
edilebilmiştir.
Geniş bir bahçe içinde yer alan yapı, yükseltilmiş ve düzgün
kesme taşla kaplanmış bodrum kat üzerine sıvalı üç kat
olarak tasarlanmıştır. Dersliklerin koridorun iki yanında
sıralanmasıyla şekillenen basit bir kat planı şemasına sahip
olan yapının güneye bakan cephesinde merdivenli bir giriş
bulunmakta, girişteki salondan dersliklere ulaşan koridora
geçilmektedir. Üst katlara bağlanan ana merdiven de bu
salondadır.
Düzgün aralıklarla yerleştirilen pencereler cepheye yalın ve
işlevselci bir karakter vermiştir. Taut’un Türkiye’deki
diğer okul yapılarında pencerelere yerleştirdiği güneş
siperleri bu yapıda bulunmamakta, bunlar yerine geniş
saçaklı çatı üçüncü kat için gölgeleme görevi görmektedir.
İzmir’in Alsancak semtinde inşa edilen Kız Enstitüsü, erken
Cumhuriyet döneminin eğitim alanındaki atılımları içinde
önemli bir yer tutan ve Anadolu’nun birçok şehrine yayılan
kız meslek okullarının bir örneğidir. İç ve dış tasarımında
sahip olduğu yalın çizgilerle de döneminin işlevselci
mimarlık estetiğini örneklemektedir.
Ankara Cebeci Ortaokulu, 1937-1940
Cebeci Ortaokulu, 1930’lar Türkiye mimarlığında modernist
yaklaşımın ve bu bağlamda Taut’un akılcı ve işlevselci
tasarım uygulamalarının bir örneğidir.
Erken Cumhuriyet döneminde Ankara’nın yeni gelişmekte olan
önemli semtlerinden Cebeci’de yer almakta olan bu okul
yapısı, öğrencilerin kullanımına açık U biçiminde geniş bir
alanı tarifleyen ana blok ve iki ucuna eklenen bloklardan
meydana gelmiştir. Farklı yüksekliklerde tasarlanmış olan bu
kütlelerden batıdakinde yer alan ana giriş kapısına üstü
kapalı bir revakla ulaşılır. İki kat yüksekliğindeki bu
blokta büyük bir spor salonu ve bir konferans salonu
bulunmaktadır. Doğudaki blok ise, iki ve üç katlı kütlelerin
asimetrik bir şekilde biraraya gelmesiyle şekillenmektedir.
Doğu-batı doğrultusunda uzanan ana blokta yer alan
derslikler koridor boyunca güney yönünde dizilmiştir.
Dersliklerin güneş siperli üçlü pencere düzeni sonraki
yıllarda okul yapılarında tekrarlanan bir cephe biçimlenmesi
olmuştur. Bina, iyi ışık alan iç mekanlar, alçak basamaklı
merdivenler, geniş koridorlar gibi kullanışlı çözümler
getiren tasarımıyla döneminin örnek okul yapıları
arasındadır. Betonarme iskelet sistemiyle inşa edilen yapı,
cephede güneş siperlerinin sağladığı yatay vurgu ve dik
açılı köşelerin yuvarlatılması gibi tasarım uygulamalarıyla
da erken yirminci yüzyılın yalın mimari çizgilerini
taşımaktadır.
Cebeci Ortaokulu, günümüze kadar geçen sürede işlevini
sürdürmüştür. Ancak bu süreçte özellikle cephesine uygulanan
bakım ve onarımlarda özgün modernist niteliklerini kısmen
yitirmiştir.
Trabzon Lisesi 1938-1940
Karadeniz Bölgesi’nin en önemli kentlerinden Trabzon’da
ondokuzuncu yüzyılın sonunda açılan lise, Cumhuriyet’in
ilanı sonrası artan ihtiyacı karşılayamaz hale gelince yeni
bir yapının inşası gündeme gelmiştir. Taut’un tasarladığı
yeni binada 1940 yılından itibaren eğitim vermeyi sürdüren
Trabzon Lisesi, uzun süre bölgenin tek okulu olarak
Cumhuriyet döneminin ülkede yaygın eğitim sağlama hedefi
çerçevesinde önemli bir rol üstlenmiştir.
Doğu-batı doğrultusunda yerleşerek bodrum üzeri üç kat
olarak tasarlanmış olan ana kütlede bir koridor üzerinde
güney yönüne bakan derslikler yer almaktadır. Taut’un diğer
okul tasarımlarında da görülen şekilde, derslikler güneş
siperli üçlü gruplar olarak düzenlenmiş pencerelerle
aydınlanmaktadır. Okulun ana binası önünde geniş açık bir
alan yer alır. Bu alandan yaklaşılarak ulaşılan giriş,
binanın batı tarafına yakın kısmında tasarlanmış, üç kat
boyunca sürekli devam eden pencere düzeni ve girişin
etrafının ayrı renkte boyanması ile elde edilen vurgu
sayesinde anıtsal bir ifade kazanmıştır. Spor ve toplantı
salonları, kütüphane, yemekhane gibi daha büyük mekan
gerektiren işlevleri barındıran ek yapılar ana binanın iki
tarafında yer alarak arkada bir avlu oluştururlar. Diğer
okul tasarımlarında da görülen revaklar, yapıdan arka avluya
geçişte bir ara mekan olarak işlev görmekte; ön cephede ise
revir binası olarak tasarlanmış olan ek yapıya geçiş
sağlamaktadır. Yapının arka cephesinde dikkat çeken bir
diğer eleman ise, geleneksel mimarlığa referansla
tasarlanmış olabileceği düşünülen geniş saçaklı çatıyı
taşıyan eğik payandalardır.
Trabzon Lisesi, yapıldığı dönemin işlevselci ve yalın
mimarlık estetiğini başarıyla örneklemektedir. Yapı, iyi
aydınlatılmış sınıflara, geniş iç dolaşım mekanlarına ve iyi
çalışan bir yapısal sisteme sahip olması ve kentteki ilk
kaloriferli binalardan biri olması gibi özellikleriyle
çağdaş bir eğitim ortamı sunmaktadır. Ayrıca, Taut’un bu
yapıyı tasarlarken çevreye uyumuna özellikle dikkat ettiği,
bahçedeki manolya ağacını gözönüne alarak tasarımı
değiştirdiği ve proje raporunda okulun manzarasının
bozulmaması için yol üzerinde yapılacak binalara en fazla
iki kat ruhsat verilmesini önerdiği söylenmektedir.
Yapılan bakım ve onarımlarla yapının özellikle cephesi özgün
tasarımına uygun olarak korunmuştur. Yapı özgün eğitim
işlevini sürdürmektedir.
Bruno Taut’un Ortaköy’deki Villası, 1938
Taut’un kendi evi Türkiye’de inşa edilen tasarımları
arasında farklı mimari dili ile özel bir yer tutar.
İstanbul’da Ortaköy’de Emin Vafi Koruluğu’nun ortasında
tasarlanan yapı, çevreden korunaklı ancak Boğaziçi
manzarasına açık yerleşimi ile özel konutun gereksinimlerine
başarıyla cevap vermektedir.
Yapının en dikkat çekici kısmı, arka tarafı dik yamaca
yerleşirken, iki kolonla taşınan betonarme bir sistem
üzerinde yükselen ön bölümüdür. Bu bölümde toprağa oturan
kısım tek kat, öne çıkan kısım oturma mekanlarının yer
aldığı iki kattan oluşur. Üst kat sekizgen biçimlidir ve
çatısı içeriden de görülebilen piramit şeklindedir.
Sekizgenin altı yüzü panoramik bir manzaraya açılan camla
kaplanmıştır. Alt katın pencereleri iki sıra olarak
tasarlanmış, görüşü rahatlatmak için alttaki sıra daha büyük
tutulmuş, üstteki sıra ise küçük parçalara bölünmüş doğrama
kullanımı ile farklı bir dil kazanmıştır. Pencerelerin bu
şekilde bölünmesi, güneye bakan iç mekana güneş siperi
oluşturmaktadır. Yapının öne çıkan kısmında böylece meydana
gelen üç sıra pencere ayrı kiremitli çatılarla örtülüdür.
Yeni yapım teknolojisi zorlanarak inşa edilen ve iyi
işleyen çağdaş bir mekan tasarımına sahip olan bu villanın
ana kütle şekillenmesi ve detaylarıyla Türkiye’ye gelmeden
önce yaşadığı Japonya’nın pagodalarına ve geleneksel Türk
konutuna referans verdiği söylenmektedir. Bu küçük yapı,
„eskinin gelenekleriyle çağdaş uygarlık arasında bir sentez
yakalamaya çalışmalı, ancak bu arayışın tek taraflı
olmasından kesinlikle kaçınmalıyız“ diyen Taut’un mimarlık
anlayışının başarılı bir özeti sayılabilir.
Bruno Taut’un
Kısa Özgeçmişi
4.5.1880
Königsberg / Doğu Prusya’da doğdu
1897 Königsberg / Doğu Prusya’da lise olgunluk sınavını
verdi
1897-1901 Doğu Prusya’da Yapı Sanat Okuluna girdi, duvarcı
çırağı olarak çalıştı
1902 Neugebauer mimarlık bürosunda çalıştı, Hamburg-Altona
Wiesbaden’daki F.M.Fabry mimarlık bürosunda çalıştı
1903-1904 Bruno Möhring’le birlikte çalıştı, Berlin
1904-1906 Theodor Fischer’le birlikte çalıştı, Stuttgart
1906 Chorin’li Hedwig Wollgast ile evlendi, Berlin’e geri
döndü
1908 Heinz Lassen’le birlikte çalıştı, Berlin
1909 Franz Hoffmann ile birlikte bağımsız mimar olarak
çalıştı, ortak büro „Taut & Hoffmann“
1910 Alman Werkbund üyesi oldu
1913 Aman Gartenstadt Firmasının danışman mimarlığını yaptı,
çok zengin bir yayın faaliyetine başladı
1913 Alman Werkbund üyesi oldu
1913/1914 Kardeşi Bruder Max Taut ile ortak büroda çalıştı,
“Brüder Taut & Hoffmann“
1914 „Glashaus/Camev“ ile Köln Werkbund sergisine katıldı
1917 Bergisch-Gladbach’ta Alman Gartenstadt Firması için
çalıştı, uzun süre evli kalacağı Erica Wittich ile tanıştı
1918 Novembergruppe üyesi oldu Sanat Çalışma Kurulu
kurucuları arasında yer aldı
1921-1924 Magdeburg’ta yapı dairesi yöneticiliği yaptı
1924 Berlin’e geri döndü ve kendi özel mimarlık bürosunu
yeniden kurdu
1924-1932 GEHAG ’ta danışman mimar olarak çalıştı
1926 Mimarlık Birliği „Ring“ üyesi oldu
1927 Stuttgart-Weißenhof’taki „Konut“ isimli Werkbund
sergisine katıldı
1930 Berlin-Charlottenburg Teknik Yüksekokulunda fahri
profesör oldu, öğrenim üyesi olarak çalıştı
1931 Berlin’deki Prusya Güzel Sanatlar Akademisine üye oldu
1932 Moskova’ya taşındı
1933 Berlin’e geri döndü İsviçre’ye kaçtı; Marsilya, Neapal,
Atina, İstanbul, Odesa, Moskova ve Viladivistok üzerinden
Japonya’ya geldi
1933-1936 Japonya’da ikamet etti
1936-1938 Türkiye’ye yerleşti, Güzel Sanatlar Akademisinde
görev aldı, Mimarlık Bölümünde profesörlük yaptı
1938 İstanbul’da tüm yapıtları tanıtıldı.
24.12.1938 İstanbul-Ortaköy’deki evinde vefat etti
|